Skip to content Skip to footer

YKS Derece Öğrencilerinden Koçluk İllüzyonu: Başarı Transfer Edilebilir mi?

YKS hazırlık maratonunda her yıl binlerce öğrenci ve veli, sınavda derece yapmış gençlerin tecrübelerinden faydalanmak ister. Bu talep neticesinde YKS derece öğrencilerinden koçluk almak, günümüz eğitim pazarında popüler bir akım haline gelmiştir. Sınavda ilk 100’e veya ilk 1000’e girmiş bir gencin deneyimleri şüphesiz kıymetlidir; ancak burada kritik bir ayrımı gözden kaçırmamak gerekir: Bir sınavda derece yapmak ile bir başkasının öğrenme yolculuğuna rehberlik etmek (koçluk yapmak) tamamen farklı uzmanlık alanlarıdır. Bu yazımda, sahadaki somut gözlemlerim ve profesyonel koçluk tecrübelerim ışığında bu illüzyonun perde arkasını ve pedagojik gerçekleri ele alacağım.

YKS Derece Öğrencilerinden Koçluk Almak Neden Yeterli Değildir?

Öğretmenlik ve eğitim koçluğu kariyerimde sıkça karşılaştığım ilk yanılgı, kişisel başarının kolayca başkasına aktarılabileceği düşüncesidir. Bir öğrencinin Türkiye derecesi yapması; onun yüksek zihinsel kapasitesini, belki ilkokul yıllarından gelen köklü akademik altyapısını, güçlü bir lise eğitimini ve kendine özgü çalışma disiplinini gösterir. Ancak YKS derece öğrencilerinden koçluk hizmeti alındığında, bu genç kardeşlerimiz çoğu zaman pedagojik formasyondan ve rehberlik biliminden yoksun oldukları için sadece “kendi izledikleri yolu” tek doğru reçete olarak sunarlar. Bireysel bir başarı öyküsü, altyapısı ve algısı farklı olan bir başkası için geçerli genelgeçer bir eğitim metoduna dönüştürülemez. Eğitim, kişiye özel kurgulanması gereken dinamik bir süreçtir.

YKS Derece Öğrencilerinden Koçluk Sürecinde Bilişsel Farklılıklar

Her insanın zihinsel çalışma mekanizması, bilgi işleme hızı, çalışma belleği (working memory) kapasitesi ve odaklanma eşiği bir parmak izi kadar özeldir. YKS derece öğrencilerinden koçluk alan bir öğrenci, genellikle derece yapan gencin kendi bilişsel yapısına uygun olan çalışma teknikleriyle karşılaşır. Örneğin; derece yapmış bir öğrenci günde 400 soru çözerek veya soyut kavramları çok hızlı kavrayarak başarmış olabilir. Ancak bu yöntemi altyapısı, odaklanma süresi veya öğrenme stili tamamen farklı olan bir öğrenciye empoze etmek, öğrencide ciddi bir akademik yıkıma, yetersizlik hissine ve özgüven kaybına yol açar. Derece öğrencisi “Ben bu şekilde anladım, sen neden anlamıyorsun?” yaklaşımını sergilediğinde, hedefteki öğrenci suçu kendi zekasında aramaya başlar. Oysa sorun öğrencinin kapasitesi değil, uygulanan metodun onun zihinsel mimarisine uymamasıdır.

YKS Derece Öğrencilerinden Koçluk İle Profesyonel Koçluk Arasındaki Vaka Analizi

Bu durumu somut bir saha örneğiyle açıklamak isterim. Bir süre önce kurumumda koçluk sürecini yürüttüğüm bir öğrencim ile yakın bir arkadaşının yaşadığı deneyim, bu illüzyonu gözler önüne seren harika bir ders niteliğindeydi. İki yakın arkadaş aynı dönemde YKS hazırlığına başladılar. Öğrencimin arkadaşı, sosyal medyadan ulaştığı YKS derece öğrencilerinden koçluk veren bir derece öğrencisiyle çalışmayı tercih etti; benim öğrencim ise bilimsel metodolojilerle sürdürdüğümüz profesyonel koçluk sürecine dahil oldu.

Aylar ilerledikçe iki arkadaş aralarındaki çalışma farklarını kıyaslamaya başladılar. Derece öğrencisinden destek alan genç, haftalık olarak sadece “Şu kitaptan şu kadar sayfa çöz, ben böyle yapmıştım” şeklinde şablon tavsiyeler alıyordu. Buna karşın benim öğrencimle biz; SFA (Stratejik Farkındalık Alanı) analizleri yapıyor, deneme sınavlarında hangi dakikada hangi soru tipinde dikkatin dağıldığını inceliyor, ders bazlı bilişsel yük yönetimi uyguluyor ve kişiselleştirilmiş mola stratejileri kurguluyorduk.

Sürecin sonunda her iki öğrenci de açıkça fark etti ki; kişisel başarının arkasında yatan bilişsel süreçler, ailevi altyapı, geçmiş eğitim geçmişi ve psikolojik dayanıklılık her bireyde bambaşkadır. Arkadaşı, derece yapan gencin “kendi sistemini” ona dikta etmesi sebebiyle sürekli geride kaldığı hissiyle boğuşurken; benim öğrencim kendi potansiyelini keşfedip adımlarla hedefine ulaştı. İki öğrenci yan yana geldiğinde, profesyonel koçluğun bir “ödev kontrol mekanizması” değil, bir “zihinsel mimarlık ve gelişim süreci” olduğu gerçeği net bir şekilde ortaya çıktı.

YKS Derece Öğrencilerinden Koçluk Davranışlarında “Kopyala-Yapıştır” Tuzağı

Henüz kendisi de gelişim çağında olan ve üniversite hayatına yeni adım atmış bir gencin profesyonel bir rehber gibi davranmasını beklemek gerçekçi değildir. YKS derece öğrencilerinden koçluk deneyimlerinde en sık görülen hata “kopyala-yapıştır” çalışma modelidir. Bu genç arkadaşlarımız genellikle şu yanılgılara düşer:

  • “Ben matematik netlerimi X yayınıyla artırdım, senin de kesinlikle bu yayını bitirmen lazım.”

  • “Ben sabah 5’te kalkıp çalışıyordum, başarılı olmak istiyorsan sen de aynı saatte masada olmalısın.”

  • “Ben haftada 3 deneme çözüyordum, sen de hemen bu tempoya çıkmalısın.”

Oysa profesyonel bir eğitim koçu, öğrencinin kronotipinden (biyolojik uyku/uyanıklık ritmi) öğrenme stiline (görsel, işitsel, kinestetik), kaygı seviyesinden evdeki çalışma ortamına kadar onlarca parametreyi analiz ederek sistemi kurgular. Birine şifa olan bir çalışma yöntemi, bir başkası için akademik bir felakete dönüşebilir.

Akademik Altyapı ve Geçmiş Eğitim Faktörü

Bir öğrencinin YKS’de derece yapmasında sadece sınav senesindeki performansı değil, geçmiş 11 yılın birikimi rol oynar. Fen lisesi veya köklü bir Anadolu lisesinde okumuş, ilkokuldan itibaren düzenli çalışma alışkanlığı kazanmış bir gencin sınav senesindeki çalışma temposu ile altyapısını yeni toparlayan bir gencin ihtiyacı aynı olamaz. YKS derece öğrencilerinden koçluk alındığında, bu derin altyapı farkı genellikle göz ardı edilir. Öğrenciye “sadece yeterince çalışmıyorsun” baskısı yapılır. Oysa sorun öğrencinin isteksizliği veya çalışmaması değil; temel akademik kavramlardaki eksiklerin doğru sırayla kapatılamamış olmasıdır. Profesyonel koçluk, bu eksikleri bir bina temeli gibi adım adım inşa etmeyi gerektirir.

Pedagojik Formasyon ve İletişim Dilinin Önemi

Eğitim ve koçluk, sadece bir ödev listesi verme işi değildir; aksine yoğun bir duygu, kriz ve süreç yönetimidir. Sınav senesindeki bir gencin yaşadığı erteleme davranışı, sınav kaygısı, aile içi iletişim problemleri veya motivasyon dalgalanmaları yüzeysel tavsiyelerle çözülemez. Profesyonel eğitim koçluğu; psikoloji, pedagoji ve bilişsel koçluk literatürüne dayanan bir iletişim dilini zorunlu kılar. Yeterli pedagojik altyapıya sahip olmayan bir derece öğrencisi, öğrencisinin yaşadığı bir tıkanıklık veya başarısızlık karşısında empatik bir yaklaşım sergilemek yerine yargılayıcı, tepeden bakan bir tutum takınabilir. Bu durum öğrencinin sınav sürecinden tamamen kopmasına neden olabilir.

Bireysel Performans Yönetimi ve Analiz Araçları

Profesyonel bir öğrenci koçluğu sürecinde veri takibi hayati önem taşır. Bizler koçluk seanslarımızda sadece çözülen soru sayısına bakmayız. Soruların zorluk derecesi, öğrencinin konuyu kavrama yüzdesi, deneme sınavlarındaki zaman yönetimi stratejileri ve hata haritaları detaylı olarak analiz edilir. YKS derece öğrencilerinden koçluk süreçlerinde ise genellikle yüzeysel soru sayıları üzerinden takip yapılır. Veriye ve bilimsel ölçüm araçlarına dayanmayan bir takip sistemi, öğrencinin gerçek gelişimini ölçmede yetersiz kalır ve sadece niceliğe odaklanarak niteliği kaçırır.

Sınav Psikolojisi ve Kriz Yönetimi

YKS maratonu uzun soluklu bir yarıştır ve bu süreçte netlerin düştüğü, moralin bozulduğu ve tükenmişlik sendromunun (burnout) eşiğine gelindiği “kriz dönemleri” kaçınılmazdır. Bu dönemlerde öğrenciye verilecek doğru bir yönlendirme, tüm sınav kaderini değiştirebilir. Profesyonel eğitim koçu, bu kriz anlarını önceden öngören ve kriz yönetimi stratejileri bulunan uzmandır. YKS derece öğrencilerinden koçluk alan öğrenciler ise bu kriz anlarında genellikle “daha çok çalışmalısın” dışında somut, psikolojik altyapısı olan bir kriz yönetimi stratejisi bulamazlar.

Doğru Rehberlik: Tecrübe Paylaşımı ile Koçluk Arasındaki Çizgi

Burada yanlış anlaşılmak istemem; derece yapmış gençlerin tecrübeleri son derece ilham vericidir. Onların sınav anı stratejilerini dinlemek, motivasyon konuşmalarına katılmak veya çalışma tüyolarını almak her aday için faydalıdır. Ancak bu durum bir “tecrübe paylaşımıdır”, bir “eğitim koçluğu” değildir. YKS derece öğrencilerinden koçluk beklemek, mentörlük ile koçluk kavramlarını birbirine karıştırmaktır. Bir derece öğrencisinden ilham alınabilir, tavsiye istenebilir; ancak sistemli ve bilimsel bir akademik yolculuk profesyonel bir koçla yürütülmelidir.

Sonuç: Başarı Tesadüf Değil, Doğru Metodolojinin Ürünüdür

Özetlemek gerekirse; YKS maratonu, bir başkasının başarı öyküsünü taklit ederek kazanılamaz. Her öğrenci kendi hikayesini, kendi bilişsel haritasına ve potansiyeline uygun olarak yazmalıdır. YKS derece öğrencilerinden koçluk almak cazip bir kestirme gibi görünse de; altyapı, öğrenme stili, zihinsel kapasite ve pedagojik ihtiyaçlar göz önüne alındığında sürdürülebilir bir başarı getirmesi mümkün değildir.

Bir eğitim koçu olarak misyonum; öğrencilerime başkalarının hazır reçetelerini sunmak değil, onların kendi zihinsel potansiyellerini keşfetmelerini sağlamaktır. Gerçek ve kalıcı başarı, doğru analiz, kişiselleştirilmiş strateji ve profesyonel bir süreç yönetimiyle mümkündür.

Sezer KAMİRÖğretmen & Eğitim Öğrenci Koçu

Leave a comment